Ana sayfaya dön
Blog Yazılarımız
Genetik Hastalıkları
Bebeklerde Genetik Tarama Testleri
Bebeklerde genetik tarama testlerinin temel amacı, doğum öncesi ve doğum sonrası dönemde bazı genetik hastalıkların erken teşhis edilmesi sayesinde uygun tedavi ve önlemlerin alınmasını sağlamaktır.Yenidoğan taraması, bilinen bir dizi genetik hastalığı tespit etmek için yeni doğan bebeklere uygulanan bir dizi laboratuvar testidir. Tipik olarak, bu test, bebek iki veya üç günlükken topuktan alınan bir kan örneği üzerinde yapılır (1).Bebeklerde genetik tarama testleri1-Prenatal testler (doğum öncesi)2-Postnatal (doğum sonrası) olmak üzere 2 ana başlıkta incelenebilir.Prenatal Testler (Doğum Öncesi) Genetik Testler Ne İçin Yapılır?Prenatal (doğum öncesi) genetik testler, anne karnındaki bebekte olası genetik sorunları veya genetik anomalileri tespit ederek, hem bebek, hem de aile için en doğru kararın erken aşamada fark edilmesini ve buna göre tıbbi müdahale imkanı sağlamayı amaçlar. Aileye genetik danışmanlık verilerek tedavi seçenekleri değerlendirilir.Prenatal genetik testlerin yapılmasının başlıca nedenleri şunlardır:Genetik hastalıkların tanısıKromozomal anomalileri tespit etmekNöral tüp defektlerini tespit etmekCinsiyet kromozomu anomalilerini belirlemekDoğumsal anomalilerin belirlenmesiAilede genetik hastalık öyküsüİleri yaş gebeliklerinde risk değerlendirmesiİnfertilite ve tüp bebek (IVF) tedavisi sonrası gebeliklerYüksek riskli gebeliklerin yönetimiGenetik hastalık taşıyıcılık durumunun belirlenmesiDoğum sonrası tedavi ve müdahale planlanmasıGebeliğin devamına veya sonlandırılmasına karar vermekBazı etnik gruplarda görülen spesifik genetik bozukluklar için taramaPrenatal (Doğum Öncesi) Genetik Testler Nelerdir?İkili Test (Birinci Trimester Tarama Testi)Hamileliğin 11-14. haftalarında yapılır, anne kanındaki gebelikle ilişkili plazma protein-A (PAPP-A) ve serbest beta-hCG (insan koryonik gonadotropin) düzeylerini gösterir, ultrason ile de bebeğin ense kalınlığının ölçülerek (nuchal translucency), bebekte Down sendromu, Trizomi 13 ve Trizomi 18 gibi kromozomal hastalık riski belirlenir.Üçlü TestGenellikle hamileliğin 16-18. haftalarında yapılır, anne kanında bulunan alfa-fetoprotein (AFP), total beta-human koryonik gonadotropin (hCG) ve unkonjuge estriol (uE3) değerlerinin ölçülmesi esasına dayanır. Ölçülen değerlerin anne yaşı, kan örneğinin alındığı gebelik haftası ile birlikte değerlendirilmesi önemlidir. Anormal test sonuçları Down sendromu, Trizomi 13 ve Trizomi 18 gibi kromozom anomalileri ve nöral tüp defektleri (NTD) varlığı ile ilişkilendirilir. Dörtlü TestHamileliğin 15-22. haftalarında yapılır, bu taramada anne kanında beta-hCG, alfa-feto protein (AFP), estriol (E3) ve inhibin-A değerlerine bakılır. Bebekte Down sendromu, nöral tüp defekti, trizomi 18 ve spina bifida açısından riski belirler.Amniyosentezİkili, üçlü veya dörtlü tarama testi sonuçlarında kromozomal bozukluk riskinin görülmesi durumunda hamileliğin 16-20. haftalarında yapılır. Rahimden ince bir iğne ile girilerek alınan amniyon sıvısında bulunan, bebeğin hücreleri incelenir. Down sendromu, Kistik Fibrozis, Turner sendromu, Orak hücreli anemi, Kas distrofisi gibi genetik hastalıkları, Spina Bifida gibi nöral tüp defektlerini ve doğuştan gelen bazı Tay-Sachs hastalığı gibi metabolik bozuklukları tespit etmek ve kesin tanı koymak için yapılır. İnvazif bir işlemdir ve % 0,1-0,5 oranında düşük riski bulunur.Koryon Villus Örneklemesi (CVS)Hamileliğin 9-14. haftalarında yapılır. Plasentadan alınan doku örneğinde kromozom anomalileri ve genetik bozukluklar teşhis edilir. Testin gerekliliğine ikili, üçlü ve dörtlü tarama testlerinin sonuçlarına göre karar verilir. Bu işlem de amniyosentez gibi invazif bir işlemdir ve % 0,5 oranında düşük riski bulunur. Avantajı daha erken uygulanabilmesidir.Noninvaziv Prenatal Test (NIPT)Hamileliğin 10. haftasında itibaren yapılır. Anne kanından bebeğin DNA’sına bakılır. Kromozomal hastalık riskini yüksek doğrulukla belirler. Riskli bir işlem değildir. Uygulaması kolay ve hızlı bir testtir. Düşük ya da enfeksiyon gibi riskleri yoktur. Eğer ailede genetik bir hastalık geçmişi varsa, bu tarama testleri daha erken ve daha kapsamlı yapılabilir. Genetik hastalığın gelecek nesillere aktarılmasını önlemesi açısından önemli bir testtir.Preimplantasyon Genetik TanıTüp bebek (IVF) tedavisi sırasında oluşturulan embriyolardan alınan hücrelerde, kromozomal bozuklukların veya genetik hastalıkların varlığını göstermek amacıyla embriyonun rahme yerleştirilmesinden önce yapılan bir testtir.İleri anne yaşı 38 yaş üstü kadınlaraAilede genetik hastalık öyküsü bulunan çiftlereTekrarlayan düşükleri olan kadınlaraTekrarlayan başarısız tüp bebek denemeleri olan çiftlereBilinen translokasyon) taşıyıcılığı olan ebeveynlereKronik genetik hastalığı olan çiftlereSpermiogram (sperm sayısı ve kaltesi) veya Yumurtalık Problemleri Olan çiftlere PGT önerilir.Detaylı UltrasonografiHamileliğin özellikle 18-22. haftalarında yapılan detaylı ultrasonografi ile bebeğin fiziksel gelişimi, kalp, beyin, böbrekler gibi organların durumu, yapısal anomali olup olmadığı ve plasentanın durumu değerlendirilir, bebeğin cinsiyeti belirlenebilir. Güvenli ve risksiz bir işlemdir.Postnatal (Doğum Sonrası) Genetik Testler Nelerdir?Yeni Doğan Tarama Testi (Topuk Kanı Testi)Doğumdan sonraki 48-72 saat içerisinde bebeğin topuğundan alınan kandan, çeşitli metabolik ve genetik hastalıkların (örneğin, fenilketonüri, kistik fibrozis, hipotiroidi, biyotinidaz eksikliği, orak hücre anemisi gibi) tespiti yapılır. Test sonuçları pozitif çıkarsa, kesin tanı koymak için ek testler yapılması gerekebilir. Bu testler erken dönemde tanı alan bebeklerde hastalığın erken dönemde tedavisi, bebeğin sağlıklı bir hayat sürmesi için büyük önem taşır.Yeni Doğan İşitme Tarama TestiDoğumdan sonraki 24-48 saat içinde yapılır. Doğumsal işitme kaybının erken dönemde tespiti ile bebeğin dil ve konuşma gelişiminin olumsuz etkilenmesi önlenir. Yapılan testler;1-Otoakustik Emisyonlar (OAE) Testi: Bebeğin kulağı içine yerleştirilen bir prob aracılığıyla yapılır.2-Beyin Sapı İşitme Yanıtı (ABR) Testi: Bebeğin başına yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla yapılır. OAE testinin şüpheli olduğu durumlarda veya detaylı bilgi gerektiğinde başvurulan bir testtir.Yeni Doğan Metabolik Tarama TestleriMetabolizma ile ilgili sorunların erken teşhisi ve yönetiminde başvurulan testlerdir. Yenidoğanın metabolik hastalık semptomları göstermesi durumunda topuk kanından veya periferik kandan yapılan testlerdir. Bu test ile fenilketonüri, kistik fibrozis, hipotiroidi, biyotinidaz eksikliği, orak hücre anemisi, galaktozemi, metilmalonik asidemi, amino asit ve organik asit metabolizması bozuklukları saptanır.Bu hastalıkların erken dönemde teşhisi ve tedavisi bebeğin sağlıklı gelişimi için önemlidir.Kromozom analiziYenidoğan döneminde, genetik kromozomal hastalık şüphesi varlığında bebekten alınan periferik kan örneğinde kromozomların incelenmesi, kromozomal hastalıkların teşhisini sağlar. Bu test özellikle doğumsal anomalili veya gelişim geriliği gözlenen bebeklerde önerilir. Down sendromu, Turner sendromu gibi kromozom hastalıkların teşhisinde kullanılır.Moleküler genetik testlerBelirli bir genetik hastalık varlığı veya şüphesinde, belirli genlerdeki mutasyonları tespit etmek amacıyla yapılan moleküler spesifik testlerdir. Kistik fibrozis veya spinal müsküler atrofi (SMA) gibi hastalıklarda genetik tanı koymak için başvurulur. Hastalığın sonraki gebeliklerde ortaya çıkmasını önlemeyi hedefleyen testlerdir.Bu testler, bebeklerin sağlığını korumak ve olası sağlık sorunlarını erken dönemde tespit etmek açısından oldukça önemlidir. Test sonuçları, doktorların bebekler için en uygun tedavi ve bakım planlarını oluşturmasına yardımcı olur.Postnatal (Doğum Sonrası) Genetik Testler Ne İçin Yapılır?Postnatal genetik testlerin temel amacı, doğumdan sonraki dönemde gelişim sürecinde problemler olan bebekleri izlemek ve olası genetik sorunları erken dönemde belirlemektir.Kromozomal veya moleküler düzeyde genetik hastalık öyküsü olan bebeklerde, postnatal genetik testler;-hastalığın erken tanı ve tedavisi-gelişim geriliğinin değerlendirilmesi-hastalığın sonraki gebeliklerde önlenmesi-diğer aile üyelerinde riskin belirlenmesi amacıyla yapılır.Postnatal genetik testler, bebeklerin sağlıklı gelişimini desteklemek ve olası genetik sorunları erken dönemde tespit etmek açısından kritik bir rol oynar. Erken tanı, uygun tedavi ve destek tedavilerinin başlatılmasına olanak tanır, bu da bebeğin sağlıklı yaşam sürme şansını artırır.Genetik Hastalık Tanısı Konan Bebeklerde Ailenin İzleyeceği Yol Nasıl Olmalıdır?Genetik hastalık tespit edilen bebekler, genetik danışma almaları için genetik uzmanına yönlendirilmelidir. Genetik danışma; aileyi genetik hastalık hakkında ayrıntılı bilgilendirmek, ailenin diğer üyelerinde hastalık riskini belirlemek, aileyi destek gruplarına yönlendirmek, tedavi seçenekleri ve rehabilitasyon olanakları sağlamak, bebeğin bireysel ihtiyaçlarına uygun tedavi ve bakım planları oluşturmak, uzun vadeli sağlık yönetimi ve bebeğin özel ihtiyaçları ve eğitim olanakları konusunda aileye yol gösterici olması bakımından çok önemlidir.Hastalık süreci gerek tıbbi gerekse mental bakımdan desteğe ihtiyaç duyar. online sağlık uygulaması Elra'nın mekandan bağımsız online doktor desteği ile randevu gününü beklemiyor, muayene ücreti olarak sadece 290 TL ödeyerek gereksiz sağlık harcamalarından da kurtuluyorsunuz. bu süreçte Elra’nın mekandan bağımsız doktor muayenesi hizmetinden faydalanabilirsiniz. Elra’yı indirin ve online sağlık çözümleriyle tanışın! Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Doktorunuz, telefonun ucunda randevu için sizi bekleyecek!#ElraOnline #AnındaDoktorDesteğiElra Online Sağlık HizmetleriKaynak:https://www.genome.gov/genetics-glossary/Newborn-Genetic-Screening
Devamını Oku
Genetik Hastalıkları
SMA Hastalığı (Spinal Musküler Atrofi) Nedir?
SMA hastalığına, SMN1 genindeki mutasyon sonucu, motor nöronların sağlıklı işlevi için gerekli olan SMN (Survival Motor Neuron) proteininin eksikliği neden olur. Bu genin eksikliği ya da mutasyonu sonucu yeterli miktarda SMN proteini üretilemez.SMN proteini eksikliğinde, motor nöronlar zamanla işlevini kaybeder ve bu durum kasların zayıflamasına ve çalışamaz hale gelmesine neden olur. SMA hastalığı kas zayıflığı, hareket kaybı ve solunum zorlukları gibi ciddi semptomlarla kendini gösterir.Spinal Musküler Atrofi (SMA), sinirleri ve kasları etkileyen bir rahatsızlıktır. İlk olarak 1890'larda tanımlandığından bu yana hakkında çok şey keşfedilmiştir. Günümüzde SMA ile yaşamak, hastalığın tedavisindeki son gelişmeler sayesinde birkaç yıl öncesine göre çok farklı görünüyor (1).SMA (Spinal Musküler Atrofi) Hastalığı Ülkemizde Neden Sık Görülüyor?Spinal Musküler Atrofi hastalığı, genetik geçişli bir hastalıktır. Ülkemizde akraba evliliklerinin sıklığı hastalığın görülme ihtimalini arttırmaktadır. SMA hastalığı otozomal resesif (çekinik) bir genetik hastalık olduğundan, akraba evliliği yapan ve hastalığı taşıyan bireylerin evlenmesi sonucu anne ve babasından hastalıklı geni alan bebeklerde hastalık ortaya çıkmaktadır. Yine akraba evliliği sonucu taşıyıcı oranının sıklığı nedeniyle hastalık ülkemizde daha sık görülmektedir.SMA (Spinal Musküler Atrofi) Hastalığı Son Zamanlarda Neden Daha Çok Konuşulur Oldu?SMA hastalığı aslında geçmişte de şimdi ki kadar yaygındı, genetik bilimindeki hızlı gelişmeler ve yeni tedavi yöntemlerinin gelişmesi, sosyal medya ve farkındalık kampanyaları ile bu hastalık daha bilinir hale geldi. Daha önce tedavisi olmadığı düşünülen bu hastalıkta yeni tedavi yöntemlerinin ortaya çıkışı hasta ve ailelere umut ışığı olmuştur.SMA Hastalığının Belirtileri Nelerdir?Kas güçsüzlüğü ve hareketsizlikKaslarda gevşeklik (hipotonik bebekler), baş kontrolünü sağlayamamaDilde fasikülasyonlar (seğirmeler)Kaslarda atrofi (kas zayıflığı)Kurbağa pozisyonunda yatışKol ve bacaklarda hareket kabiliyetinde azalmaNefes almada güçlük gibi solunum problemleri (özellikle Tip 1 ve Tip2 SMA hastalarında)Beslenme ve yutma zorluklarıSkolyoz (sırt veya belde omurga eğriliği) gelişimiGelişim geriliğiSMA (Spinal Musküler Atrofi) Hastalığının Kaç Tipi Var? Tiplerin Özellikleri Nelerdir?SMA hastalığı, semptomların başladığı yaşa ve hastalığın şiddetine göre 4 tipe ayrılır:Tip 1 : Aynı zamanda Werdnig-Hoffmann Hastalığı olarak da bilinen hastalığın en şiddetli formudur ve genellikle yaşamın ilk 6 ayında yani bebeklik döneminde başlar. Bebeklerin başlarını tutamaması hastalık şüphesinin en kuvvetli bulgusudur. Kaslardaki güçsüzlük nedeniyle solunum problemleri başlar. Kaslardaki güçsüzlük simetriktir. En ciddi komplikasyon solunum güçlüğüdür ve genellikle bebekler solunum desteğine ihtiyaç duyarlar. Hipotoni yani kas tonusunun azalması sonucu gevşek bebek sendromu görülür. Gelişim geriliği, başlarını tutamama ve oturamama diğer önemli bulgulardır. Tedavi edilmezse genellikle birkaç yıl içinde kaybedilirler.Tip 2: Bebeklerin yaşamlarının 6 ila 18. ayları arasında ortaya çıkan orta derecede ciddi formudur. Bu yaşa kadar bebekler normal gelişim gösterirken, hastalık motor becerilerdeki geriliğin ortaya çıkışı ile fark edilir. Semptomlar daha hafiftir. Çocuklar oturabilirler, ancak yardımsız yürüyemezler. Kas zayıflığı özellikle bacaklarda daha belirgindir, üst vücut ve kollar daha az etkilenir. Solunum sorunları Tip 1’deki kadar ağır olmasa da zamanla solunum desteği gerektirebilir. Yaşam süresi daha uzundur. Sıkça görülen bir başka bulgu kasların zayıflığı nedeniyle ortaya çıkan skolyoz yani omurga eğriliğidir. Bundan başka tremor dediğimiz kaslarda titreklik ve reflekslerde azalma bu tipin diğer bulgularıdır.Tip 3 (Kugelberg-Welander Hastalığı): Daha hafif seyirli olup genellikle 18 aydan sonra, çocukluk veya ergenlik döneminde semptom göstermeye başlar. Hastalar yürüyebilirler, ancak zamanla kas zayıflığı gelişir. Bazı hastalar yetişkinliğe kadar semptom vermeyebilirler, çoğu zaman yürüyebilirler, ancak ilerleyen yaşlarda, kas zayıflığı arttıkça hareket kabiliyetleri azalır ve tekerlekli sandalyeye bağımlı hale gelebilirler. Bu hastalarda da daha hafif olmakla birlikte solunum sıkıntısı, omurga eğriliği (skolyoz) gelişebilir, zamanla motor fonksiyonların azalmasına bağlı yürüme ve merdiven çıkma zorlaşır, yürüme yardımı gerekebilir veya yürüme mümkün olmayabilir. Diğer SMA türlerine göre daha hafif seyreder, erken tedavi ve destekleyici bakıma bağlı olarak, yaşam kalitesi, önemli ölçüde iyileştirilebilir.Tip 4: Yetişkinlik döneminde genellikle 20'li yaşlardan sonra, çoğunlukla 30 yaş ve sonrasında ortaya çıkan en hafif ve en nadir formudur. Diğer SMA tiplerine göre kas zayıflığı daha hafif ve yavaş seyreder. Yaşam süreleri üzerinde ciddi bir etkisi yoktur. En belirgin semptom kas zayıflığıdır. Yine daha hafif olmakla birlikte solunum problemleri, motor becerilerde zorluk ve reflekslerde azalma diğer belirtilerdir. Yaşam süresi normaldir. Genellikle uzun ve sağlıklı bir hayat sürebilirler.SMA (Spinal Musküler Atrofi) Hastalığı Önlenebilir mi?SMA (Spinal Musküler Atrofi) hastalığı genetik bir hastalıktır, akraba evliliği yapan SMA hastalığı taşıyıcısı bireyler önlem almazlarsa SMA’lı bebek sahibi olma ihtimalleri maalesef ki yüksektir. Ülkemizde SMA taşıyıcılığı yüksek olduğundan akraba evliliği yapmamış çiftlerde dahi SMA’lı bebek sahibi olma riski nispeten yüksektir.SMA (Spinal Musküler Atrofi) Hastalığı Riskini Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?Hastalıktan korunmanın en önemli unsurlarından birisi genetik taşıyıcılığın tespiti ve buna yönelik önlemler alınmasıdır.Doğacak çocukların SMA’lı olma riski, genetik danışmanlık, prenatal testler ve tüp bebek teknolojileri ile azaltılabilir. SMA’lı bebek riskini azaltabilecek bireysel ve toplumsal bazda alınabilecek bazı önlemler;-Genetik tarama testleri ve genetik danışmalık-Prenatal Testler (Doğum Öncesi Testler)-Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT)-SMA Farkındalık programları ve Bilinçlendirme-Toplum Tabanlı Tarama Programları-Gebelik Öncesi Genetik Danışmanlık-SMA Farkındalığı ve Bilinçlendirme-Erken teşhis ve tedavidir.Kimler SMA hastalığı için Genetik Tarama Yaptırmalı?-Ailede SMA’lı hasta varsa veya çiftlerden birinde SMA taşıyıcılığı varsa mutlaka genetik tarama yapılmalıdır.-SMA’nın sık görüldüğü bölgelerde yaşayan bireyler de genetik taşıyıcılık açısından risk altında olabilirler.-Akraba evliliği yapacak veya yapmış olan çiftlerde SMA gibi otozomal resesif hastalıklar için risk daha yüksektir.-Tekrarlayan düşük ya da ölü doğum nedeniyle bebek kaybı yaşayan ailelerde genetik hastalık görülme riski daha yüksektir.-Etnik olarak risk altındaki bireylerde, örneğin Ashkenazi Yahudileri gibi bazı etnik kökenli bireylerde, bazı genetik hastalıkların görülme riski daha yüksektir.-Tüp Bebek Tedavisi (IVF) planlayan çiftler zaten zorlu bir süreç yaşadıklarından SMA taşıyıcılığı gibi yüksek risk taşıyan hastalıklar açısından genetik tarama yaptırması uygun çiftlerdir.Ailede SMA'lı Birey Varsa Taşıyıcı Olma İhtimalini Nasıl Öğrenebilirsiniz?Genetik tanı merkezinde yapılan genetik testler ile SMN1 genindeki mutasyonların varlığı saptanabilir.SMA Taşıyıcısı Olduğunu Öğrenen Bireyler Nasıl Bir Yol İzlemeli?Ailede SMA’lı birey varlığı taşıyıcılık riskini arttırır. Taşıyıcılık saptanması durumunda mutlaka genetik danışmanlık alınmalı, risk belirlenmeli ve ailedeki diğer bireyler de teste yönlendirilmelidir. Özellikle bebek planlayan ailelerde taşıyıcı bireyin eşinden de genetik test istenmelidir. Eşinde de mutasyon tespit edilen bireyler, Tüp bebek (IVF) ve preimplantasyon genetik tanı (PGT) yöntemleri ile sağlıklı bebeklere sahip olabilmektedirler.SMA Hastalığının Tedavisi Var mı? SMA hastalığında uygulanan tedaviler hastalığın belirtilerini azaltmaya, hastaların yaşam kalitesini arttırmaya yönelik tedavilerdir.SMA hastalığında uygulanan ilaç tedavileriSMA hastalığında FDA (Amerika Gıda ve İlaç dairesi) tarafından 3 tane ilaç onaylanmıştır. 1-Spinraza (Nusinersen), onay tarihi : Aralık 20162-Zolgensma (Onasemnogene Abeparvovec-xioi), onay tarihi : Mayıs 20193-Evrysdi (Risdiplam), onay tarihi : Ağustos 2020SMA Hastalığının Tedavisinde Kullanılan İlaçların Etki Mekanizması Nedir?Bu tedaviler SMA hastalığında vücutta eksik olan SMN proteininin üretimini ve miktarını artırarak hastalığın ilerlemesini yavaşlatır ve yaşam kalitesini yükseltir.SMA Hastalığının Tedavisinde Kullanılan İlaçlar Hangi SMA Tiplerinde Etkilidir?1-Spinraza (Nusinersen) : Bebeklik çağından yetişkinliğe kadar kadar tüm SMA tipleri için uygundur.2-Zolgensma (Onasemnogene Abeparvovec-xioi) : Özellikle Tip 1 SMA hastalarında yani 2 yaşın altındaki bebeklerde kullanılmaktadır.3-Evrysdi (Risdiplam) :2 aylık bebeklerden yetişkinliğe kadar tüm SMA tipleri için uygundur.Bu tedaviler içinde özellikle Zolgensma (Onasemnogene Abeparvovec-xioi) tek seferlik bir gen tedavisi olarak SMA tip 1 hastaları için çığır açısı bir tedavi olarak öne çıkar.Her üç tedavi de SMA hastalığının genetik yapısını hedefleyen ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak semptomları hafifletmek ve iyileştirmek amacıyla geliştirilmiş tedavilerdir.SMA Hastalığında İlaç Tedavisi Dışında Başka Tedavi Seçenekleri Var mıdır?SMA hastalığının tedavisinde ilaç tedavilerine ek olarak destekleyici tedavilerin önemi büyüktür. Destekleyici tedaviler, semptomların yönetilmesi ve hastalığın etkilerinin en aza indirilmesine katkı sağlar. Bu hastalara yönelik bakım ve destekleyici tedavi yöntemleri arasında; fizyoterapi, solunum ve beslenme desteği, ortopedik yardımlar ve psikolojik destek gibi tedavi yöntemleri yer alır.SMA gibi hastalıklara karşı önleyici sağlık çözümlerine başvurmak, ilk adım doktor desteğini en başta almak, bu hastalıklardan korunmanın en akıllıca yolu gibi görünüyor. Özellikle olduğunuz yerden sadece muayene ücreti olan 290 TL’yi ödeyerek bir doktora danışacak olmanız, size zaman kazandırıp, sizi gereksiz sağlık masraflarından da koruyacak. Sizi Elra’nın sunduğu online doktor muayenesi, online diyetisyen ve online psikolog desteği hizmetlerini keşfetmek için elrasaglik.com web sitemize ve tüm elrasaglik sosyal medya hesaplarımızdaki paylaşımları incelemeye çağırıyoruz.Çevrimiçi sağlık hizmetlerinin gün içinde her an sizi nasıl koruduğunu öğrenmek istiyorsanız, bizimle iletişime geçmelisiniz! #ElraOnline #AnındaDoktorDesteğiElra Online Sağlık HizmetleriKaynak:https://www.smaaustralia.org.au/understanding-sma
Devamını Oku